GÜNEŞ ENERJİSİ VE ENERJİ VERİMLİLİĞİ ( KİTAPCIK )

GÜNEŞ ENERJİSİ VE ENERJİ VERİMLİLİĞİ PROJESİ ( KİTAPCIK )13076887_874992429295950_7901951012468940455_n

13612199_1771367189745455_2165774208938388735_n

13680873_1775917929290381_2058322687526638612_n
YÖNETİCİ ÖZETİ
Bu kitapçık, Güneş Enerjisi ve Enerji Verimliliği (GEEV) Projesi kapsamında hazırlanmış olup, projemiz kuzey İzmir olarak adlandırdığımız 8 ilçede (Karşıyaka, Çiğli, Aliağa, Bergama, Menemen, Foça, Dikili, Kınık) yeni bir enerji kültürü yaratmak amacına katkı sunmak üzere yola çıkmıştır. Bu proje, Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği tarafından ortak finanse edilen Sivil Toplum Diyaloğu Programı çerçevesinde desteklenmektedir. Katkı sunmak istediğimiz yeni enerji kültürünü yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji verimliliği üzerine temellendirme gayretindeyiz. Bu bağlamda çevre dostu enerji kaynaklarını ve metotlarını kullanma konusunda halkta farkındalık arttırma sorumluluğunu taşıyoruz.

Dünyada ve Türkiye’de enerji ve elektrik talebi hızla artıyor. Bu talebin büyük bir kısmı ise hala iklim değişikliğinin ve sera etkisinin baş sorumlusu olan fosil yakıtlardan elde ediliyor. Ekolojik ve karbon ayak izlerimiz günden güne büyüyor. Dünya ekosistemi ise bu artışa dayanamayacak seviyeye çoktan gelmiş durumdadır. GEEV projesini yürüten Karşıyakalı sivil toplum dernekleri olarak bizler de başta Aliağa ve Bergama olmak üzere tüm Kuzey İzmir ilçelerinde ekosistemin gerek yanlış sanayileşme gerek yanlış belediye uygulamaları ile ne şekillerde zorlandığını ve tahrip edildiğini yakından takip ediyoruz.

Sürdürülebilir bir dünya için Kyoto ve Paris gibi konferanslar düzenleniyor. Bu konferanslarda iklim değişikliği tehdidi ile mücadelede; yenilenebilir enerjinin elektrik, ısı ve ulaşım sektörlerindeki payının arttırılması ve enerji verimliliği teknolojilerinin yaygınlaştırılması temel araçlar olarak sunuluyor. Ancak uluslararası bir standart ve yaptırım sorunu olduğu gözlemleniyor. Çözümler üretilirken bunların ülkelere ve şirketlere yaptırımı kolay olmuyor, pek çok ülke ayak izini ve salınımlarını azaltacağını taahhüt edeceği anlaşmalara imza atmaya yanaşmıyor ya da kuvvetli şirketler lobi faaliyetleri ile mevcut fosil statükosunu korumayı başarıyorlar.

Bu anlamda STK’ların tekil çıkarların üstünde ve uluslararası bir diyalog içinde hareket etmesi elzem görünüyor. Bu bağlamda bizim projemizde yerel, ulusal ve küresel mekânları göz önüne alan bir yaklaşım içindedir. Bunlar arası bir denge bulma derdindeyiz. Devletlerin sadece uluslararası rekabet güçleri, şirketlerin ise sadece karlılık ve ekonomik çıkarlar üzerinden meseleye yaklaşması dünyayı yaşanabilir kılmıyor. STK’lara düşen görev ve bizim de bu projede vurgulamaya çalıştığımız görev tam da bu değişik coğrafi mekânsal düzlemler arası diyalog kanallarını açmaktır.

Yerel ve ulusal düzlemlere iktisadi pencereden bakarsak, Türkiye’de üç tane önemli ve birbirine bağlı problemimizin mevcut olduğu gözlemleniyor: enerji kaynaklarının pahalılığı, verimsiz enerji kullanımı ve enerjide dışa bağımlılık. Bağımlılık ve pahalılık karşısında ulusal düzlemde alternatif enerji kaynaklarına yönelmemiz lazım gelmektedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarımızı en etkin şekilde kullanabilmemiz gerekiyor. İş / devlet adamlarının ve hanehalklarının yenilenebilir enerji teknoloji-lerinin elektrik üretiminde kullanılabilirliği konu-sunda bireysel ya da kollektif hareket etmeye cesaretlendirmeyi amaçlıyoruz. Pahalılık ve verimsizlik konusunda ise enerji verimliliği metotları ve teknolojileri konusunda daha fazla farkındalık yaratılmasına ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.

Biz, özellikle hanehalklarının; yani en küçük tüketicilerin, evlerinde veya apartmanlarında güneş enerjisi teknolojileri kullanarak elektrik üretme konusundaki farkındalıklarını arttırmak istiyoruz. Hanehalklarının ve ticarethanelerin tüketecekleri elektriğin bir kısmını ya da tamamını gene kendilerinin üretebilecek hale gelmesini arzuluyoruz. Tüketeceği elektriği satın alan haneler ya da meskenler değil, ürettiğini tüketecek haneler yaratmak hedefindeyiz. Pasif tüketiciler yerine tükettiğini üreten, daha az bağımlı, daha hesaplı ve daha verimli hür tüketiciler oluşmasını talep ediyoruz.

Güneş enerjisi ve teknolojileri çoğu zaman yenilenebilir, alternatif, temiz, yeşil ve sürdürülebilir sıfatları ile birlikte anılıyor. İktisadi açıdan ise belki de en başta vurgulamamız gereken güneşin bedava bir enerji hammaddesi olduğu gerçeğidir. Ülkemizde güneşten sıcak su temin etmede günısı adıyla bilinen sistemler vasıtasıyla yoğun bir şekilde kullanıldığını biliyoruz, hatta ülkemizin bu alanda dünya liderlerinden biri olduğunu da hatırlatmalıyız. Bu veri, Türkiye’de insanların güneş enerjisini kullanma pratiklerini göstermesi bakımından umut verici olsa da bizim amacımız güneş enerjisinin elektrik üretiminde kullanılmasını sağlayan fotovoltaik teknolojiler konusunda daha fazla farkındalık yaratmaktır. Bu teknolojinin pazarı artan üreticiler ve yatırımcılar ile küresel çapta hızla büyüyor. Bu teknolojideki en temel iki sorun soğurma ve depolama problemleridir. Bu iki sorun da şimdilik belli maliyet problemleri yaratmaktadır. İlk olarak güneşten gelen ışınları mevcut teknolojilerle %100 verimlilikle soğuramadığımızı söylemeliyiz; çünkü sadece belli dalga boyundaki ya da frekanstaki ışıktan yararlanabiliyoruz. İkinci olarak güneşten üretilen elektriği depolama problemi olabiliyor ve bu da akü kullanmamızı gerektirerek sistem kurulum maliyetlerini arttırıyor. Ancak milyonlarca yıldır bitkiler fotosentez vasıtasıyla bu bedava enerji kaynağından yararlanıyorlar ve enerjilerini buradan üretebiliyorlar. Şunu da söylemeliyiz ki verimlilik konusunda şu an için bizden daha başarılılar. Bu anlamda doğanın sadece üzerinde hâkimiyet kurabileceğimiz bir yer olmadığını söylememiz gerekiyor. Bitkilerdeki fotosentez başta olmak üzere doğadan ve güneşten öğrenecek daha çok şeyimiz olduğuna inanıyoruz.

Bir başka hususta şudur: enerji verimliliği ile kurtarılabilecek enerji miktarı potansiyeli o kadar yüksektir ki enerji verimliliği güneş veya rüzgâr gibi kendi başına bir enerji kaynağı olarak kabul ediliyor. Değişik sektörlerde enerji verimliliği ile tasarruf edilebilecek enerji miktarının bazı enerji kaynaklarından sağladığımız enerji miktarından daha yüksek olduğu öngörülüyor. Yani küresel çevre problemlerimizi ve ulusal/kişisel iktisadi enerji sorunlarımızı aşmada güneş enerjisi ve enerji verimliliği teknolojilerinin yaygınlaşması çok önemli roller oynayacaklardır.
GEEV projesi ilk aşamada güneş enerjisi ve enerji verimliliği teknolojileri konusunda teorik bilgimizi (bu teknolojilerin maliyetleri, piyasaları, verimlilikleri, işleme ve kurulum mekanizmalarını öğrenerek) geliştirmek üzere yola çıkmıştır. Bu anlamda yurtiçi ve yurtdışı eğitim atölyeleri düzenlenmiştir. Sonrasında bu bilgiyi yaymak için halka açık seminerler / atölyeler gerçekleştirilecek ve görünürlük/farkındalık çalışmaları (basın yayın, animasyon üretimi, sosyal medya kullanımı, festival organizasyonu gibi) bu faaliyetlere eşlik edecektir.

Bilgilendirme ve Diyalog Toplantıları: 9 Nisan 2016 tarihinde Ege Üniversitesi lisansüstü öğrencilerinin katılımıyla güneş enerjisi PV teknolojileri üzerine sunumlar gerçekleştirildi. 12 Nisan 2016’da Ege Üniversitesi Güneş Enerjisi Enstitüsü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Numan S. Çetin rüzgâr enerjisi teknolojileri üzerine bir sunum gerçekleştirdi. 18 Nisan 2016’da Yaşar Üniversitesi’nde Prof. Dr. Arif Hepbaşlı, İlker Kahraman, Nurdan Yıldırım Özcan ve Hacer Şekerci enerji verimliliği üzerine sunumlar gerçekleştirdiler. 20 Nisan 2016’da Ege Üniversitesi Güneş Enstitüsü’ne bir teknik gezi düzenlenmiş ve akademik çalışmalar ve yenilenebilir uygulamalar hakkında bilgi alınmıştır. Bu anlamda Ege Üniversitesi Güneş Enstitüsü ve Yaşar Üniversitesi, sivil toplum derneklerimize desteklerini esirgemeyerek örnek bir davranışta bulunmuşlardır.

GEEV projesi karşılaştırmalı ve küresel bir perspektiften enerji meselesine yaklaşıyor ve güneş enerjisi ve enerji verimliliği konularında çeşitli başarı ve başarısızlık hikâyelerine odaklanıyor. Bu istatistiki ve karşılaştırmalı perspektif Türkiye’nin güneş enerjisi ve enerji verimliliği açısından dünyadaki yerini tespit etmeye yarıyor ve aynı zamanda hangi başarılı modelleri örnek alacağımıza işaret ediyor. Karşılaştırmalı bir perspektiften bakınca Türkiye’deki durum şu şekilde özetlenebilir: yenilenebilir enerji kaynaklarında zenginlik (özellikle güneş bolluğu), enerji teknolojilerinin yaygınlaşmasında geri kalmışlık. Bu tespit de gösteriyor ki güneş enerjisinin elektrik üretiminde kullanılabilirliği konusunda yerel halkta ve devlet kurumlarında daha fazla farkındalık yaratılması gerekmektedir.

Bu bağlamda başarılı ülkeler ile diyalog kanallarının geliştirilmesi Türkiye açısından önemlidir. Partnerimiz KYOTO CLUB zaten PV’de lider bir ülke olan İtalya’dan olması tesadüf değildir. AB partnerimizn yenilenebilir enerji kültürünün çevre, iktisat, teknik ve hukuki boyutlarındaki bilgilerini, diyalog, görünürlük ve farkındalık boyutlarındaki deneyimlerini ve stratejilerini aktaracağı bir atölye programı faaliyetlerimiz arasında gerçekleştirilmiştir.

Güneş Enerjisi ve Enerji Verimliliği Atölyesi (Roma/İtalya): 26 Nisan-30 Nisan 2016 tarihlerinde, Güneş Enerjisi ve Enerji Verimliliği Atölyesi’ne ve çeşitli saha gezilerine katılmak üzere teknik bir ekip GEEV projesi kapsamında Roma’ya gönderilmiştir. Roma heyeti, 26-27-28 Nisan’da güneş enerjisi ve enerji verimliliği konularında İtalyan KYOTO CLUB önderliğinde gerçekleştirilen atölye çalışmalarına katılmıştır. Ekip, güneş enerjisi ve enerji verimliliği konularına çevre, ekonomi, teknoloji, yasal-mevzuat, sivil toplum diyaloğu ve farkındalık perspektiflerinden yaklaşan pek çok sunuma katılma şansı buldu. Bu atölyede elde edilen bilgiler ve yaklaşımlar bu kitapçığa da olabildiğince yansıtılmaya çalışıldı. Pek çok ders, sunum, görsel, ileri okuma önerileri ve interaktif grup tartışmaları içeren bu göreli teorik atölye, saha gezileri ve diyalog ziyaretleri ile desteklendi. Bu anlamda ziyaret ekibi güneş enerjisinin somut ve gündelik uygulama alanlarını gözlemleme şansı buldu. Bu deneyimler kitapçığın uygun yerlerinde “farkındalık deneyimlerimiz” başlıkları altında anlatılmaya çalışılmıştır.

Tüm dünyada, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği teknolojilerinin yayılmasının önünde politika belirsizlikleri birinci seviyede risk teşkil etmektedir. Politikalar tahmin edilebilir ve güvenilir piyasalarının oluşumunda çok önemlidir. Ancak uzun vadeli politikalar, teknoloji ve piyasa gelişimini sağlayabilir. Yenilenebilir enerji konusunda özellikle de güneş – fotovoltaik teknolojisi konusunda daha iddialı hedeflere devlet politikaları teşvik edilmelidir. Yenilenebilir enerjiye verilen destekler daha etkin hale gelmelidir. Yenilenebilir enerji kurulumlarının önündeki bürokratik prosedürler sadeleştirilmeli ve süreç hızlandırılmalıdır. Başta kömür olmak üzere fosil yakıtlardan elektrik üretimi için sağlanan teşvikler kaldırılmalı ve yenilenebilir üretimlere kaydırılmalıdır, bu anlamda güneş enerjisi piyasası teknolojileri desteklenmelidir. Fosil yakıtlara dayalı santraller çevresel bedelleri de hesaba katılarak değerlendirilmedir. Enerji verimliliği eğitimi küçük yaşlardan itibaren verilmelidir. Kentsel dönüşüm uygulamalarında güneş enerjisi ve enerji verimliliği teknolojilerinin kurulumu teşvik edilmelidir.

GEEV projesi, güneş enerjisi ve enerji verimliliği konularında gerekli bilgiyi yukarıda bahsedilen faaliyetlerle edindikten ve yaydıktan sonra lobicilik faaliyetleri ile hanehalklarının enerji ve elektrik tüketimi kalıplarında ve ulusal kurumların yenilebilir enerji mevzuatı konusundaki politikalarında bir değişim yaratmak için çabalayacaktır. Bu anlamda, projemizin bir yönü de Türkiye’de ve AB’de güneş enerjisine dair mevzuatların incelenmesini, teorik ve pratik sorunların tespit edilmesini içermektedir. Araştırmaların sonunda güneş enerjisi konusunda bir politika rehberi üretilmiş olacaktır. Araştırma, politika rehberi üretimi ve kitapçık hazırlanması faaliyetleri birbiriyle ilintili bir şekilde yürütülmüştür. Bu rehber ışığında iki düzlemde lobicilik faaliyetleri yürütülecektir: ilgili kamu kurumlarını en iyi yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği mevzuatları ve pratikleri hakkında ikna etmek ve hanehalklarını kooperatifler kurmaya teşvik ederek hane ve apartman-site seviyesinde güneş enerjisi teknolojilerinin uygulanmasını kolaylaştırmak.

Farklı aktörler ve kurumlar arasında yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği konularında farkındalık arttırıcı çalışmaların küresel sivil toplum ve örgütlerle işbirliği içinde yürütülmesi şarttır. Hedef gruplarımız; müteahhitler, inşaat mühendisleri, enerji sektöründen mühendisler, avukatlar, mimarlar, apartman yöneticileri, çevre ve enerji odaklı STK temsilcileri ve politika belirleyicilerdir.

Görüldüğü üzere GEEV projesi güneş enerjisi ve enerji verimliliği konularına 6 boyut üzerinden yaklaşmaktadır: çevre, iktisat, teknoloji, diyalog, politika-mevzuat ve farkındalık. Bu kitapçık da bu boyutları içerecek şekilde tasarlanmıştır. İlk bölüm genel bir çerçeveden yenilenebilir enerji kaynakları/teknolojileri ve enerji verimliliği metotlarını tanıtacaktır. İkinci bölümde projemiz güneş enerjisi projesi olduğu için fotovoltaik teknolojilerine odaklanılacaktır. Üçüncü bölümde ise yenilenebilir enerji teknolojileri piyasalarındaki gelişmeler karşılaştırmalı ve küresel bir perspektiften ele alınacaktır. Dördüncü bölümde ise niçin yenilenebilir enerjileri ve enerji verimliliği teknolojilerini yaygınlaştırmalıyız sorusu sorularak bu konuya özellikle iktisadi ve çevresel bakış açılarından cevaplar aranacaktır. Son bölümde ise yenilenebilir enerjiler ve enerji verimliliğinin yaygınlaşması önündeki engeller, bu engelleri aşacak politika önerileri tartışılacaktır. Proje kapsamında gerçekleştirdiğimiz farkındalık ve diyalog deneyimlerimiz ise yeri geldikçe bu bölümlerin içinde okuyucu ile paylaşılacaktır. Bu konularla ilgili teknik bilgisi olanlar veya piyasanın içinden gelenler ilk üç bölümü atlayıp sadece dördüncü ve beşinci bölümlerden yararlanabilirler. Ancak bu farkındalık arttırıcı bir proje olduğu için biz hiç teknik veya piyasa bilgisi olmayan okuyucuları da göz önünde bulundurarak kademe kademe ilerleyen bir kitapçık hazırlamaya çalıştık.

Yukarıda tartıştığımız tüm bu boyutlar yerelde, Türkiye’de ve küresel ölçekte karşılaştığımız temel sorunları, dert edindiğimiz meseleleri ve bunlara dair önerdiğimiz temel çözümleri içeriyor. Bunlar; öğrenmek, öğretmek, yaymak, farkındalık yaratmak ve tartışmak istediğimiz temel konulardır. Bu konular aşağıda daha ayrıntılı görüleceği üzere enerji üretimini, tüketimini, iletimini, dağıtımını, altyapısını kapsayan arzdan talebe, bireyden devlete kadar geniş bir yelpazede uzanan meselelerdir. Bu enerji konusu, teknolojiden ekonomiye, siyasetten hukuka, çevre etiğinden sosyal sorumluluğa kadar pek çok davranış kalıplarımızı ve biçimlerimizi içeriyor. Bu çok boyutluluktan dolayı biz yenilenebilir ve verimli enerji meselesini bir kültür meselesi olarak ele almayı öneriyoruz.
Yenilenebilir ve verimli bir enerji kültürü yaratmanın yolu bu alanlarda yeni bilgiler öğrenmekten, bunları yaymaktan ve yerleşik kalıplarımızı değiştirmekten geçiyor. Bizim için bir diğer önemli kavram da etik, belki de tüm bu boyutları kapsayabilecek anahtar bir kavram. Biz, etiği kişinin kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişki biçimi olarak kavramsallaştırıyoruz. Bu çevre, en geniş anlamda doğayı, iktisadi ilişkilerimizi, toplumsal hayatımızı ve devleti içeren bir ilişkiler ağından oluşuyor.

Tüm bu alanlar ve ilişkiler arasında dayanılabilir, adil ve yaşanabilirlik kriterlerini sağlayan bir denge bulabilmek sürdürülebilir bir gelişmenin önkoşullarıdır. Sürdürülebilir gelişme, günümüzün ihtiyaçlarını gelecek nesillerinin kendi ihtiyaçlarını karşılama yetisine zarar vermeden karşılamak olarak tanımlanabilir. Örneğin sadece kar-maksimizasyonuna dayanan bir iktisadi bakış açısı çevre ve toplum açısından dayanılabilir, adil, yaşanabilir bir dünya, yani kısaca sürdürülebilir bir gelişme yaratmıyor. Sosyal ve iktisadi faaliyetlerimizin çevresel maliyetlerini hesaba katmayan bir ekonomi sürdürülemez oluyor. Aynı şekilde iktisadi kaygıları dikkate almayan saf bir çevre retoriği veya yasal mevzuatta bu ilişkiler ağında bir takım arızalara neden oluyor; idealler kâğıt üzerinde kalıyor ve hayata geçmesi konusunda sıkıntılar yaşanıyor. Bu yüzden, kendimizi tam da yukarıdaki şemaların kesişim noktalarında konumlandırmalıyız. Enerji alanında daha dayanılır, daha adil ve yaşanabilir; kısaca sürdürülebilir bir dünya yaratmanın yolu daha yenilenebilir ve daha verimli bir enerji kültürü yaratmaktan geçiyor.

Bu projeyi yürütmemizde bizlere fikir ve uygulama aşamalarında katkıda bulunan; İzmir Valiliği, İlçe Kaymakamlıkları ve tüm Belediye Başkanlıkları, İzmir Vali Yardımcımız Sayın Erdoğan Özdemir’e, Çiğli İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi yetkili ve çalışanlarına, Başta Ege Üniversitesi Güneş Enerjisi Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Günnur Koçar, Doç. Dr. Numan Sabit Çetin, Yrd. Doç. Dr. Melih Soner Çeliktaş ve tüm enstitü çalışanlarına, Yaşar Üniversitesi Prof. Dr. Arif Hepbaşlı, Yrd. Doç. Dr. Hacer Şekerci, Dr. Nurdan Yıldırım Özcan, Yrd. Doç. Dr. İlker Kahraman’a, Bergama OSB Yönetimine, AB Bakanlığı, AB İşleri Uzmanı Ceyhan Çiçek’e, Sivil Toplum Diyaloğu Programı çalışanlarına ve bizi destekleyen tüm sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ederiz.

GEEV PROJE KOORDİNATÖRÜ
HÜSNÜ YARDIMCI